Sayfalar

21 Mart 2012 Çarşamba

Un Cafe Parisien

Kahve herkesin tutkusu olan ve yıllardır dünyanın her yerinde servis edilen en önemli içeceklerden biridir. Hatta petrolden sonra ticareti en çok yapılan ürün.

Herkesin kendine has favori kahve pişirme yöntemi vardır. Benimki her zaman italyan caffelerinde içtiğim otantik espressodur, çoğu farklı ürün ve tekniği bildiğim halde. Onun verdiği hazzı hiçbir yerde bulamam. Bu aslında tamamen ayrı bir yazı konusu ama fransızların da kahveye genel bakışı, cafeleri ve karakteristikleri çok hoşuma gider.

Dünyada 900'e yakın olan sadece italyan kahve kavurma firması olmasına  rağmen muhafazakar fransız cafeleri kendi markalarını kullanırlar. Reklam sayılmasın ama içlerinden en beğendiğim Cafe Florio'dur. Paris'te kesinlikle italyan kahvesi satan bir cafeye girip espresso içmem. Mutlaka onu ararım ve bulurum. Zaten çoğu kaliteli olan da bu markayı satar. 

Son yıllarda Paris'te  pek çok cafe kötü giden piyasa şartlarına yenik düşüp kapandı. En turistik ve popüler olanları yazmayacağım, siz zaten anlamışsınızdır hangileri. Orada esas keyif, sadece Parislilerin her sabah uğradığı, kahve kruasan keyfi yaparken birbirine takıldığı, sıcak tavırlı fransız baristaların çalıştığı yerlere gitmek. Onları pek çok severim.

Bohem-Bourgeois kısaltması olarak kullandıkları deyişle 'Bobo'larla beraber sabah kahvesi içmek için ana semtler Saint-Germain , Le Marais veya Montparnasse. Oralarda seçtiğim mahalle kahvelerinde Galatasaray sohbeti bile yapabilen parisien baristalarla karşılıklı dalgamızı geçerek içtiğim kahvelerin tadını yıllarca unutmam.

Seyahatim biterken vedalaşmak, onların bana bardan hatıra bir şeyler hediye etmesi, benim onlara İstanbul'a geldiğinizde mutlaka arayın muhabbetim tarifsiz keyif olur.

Hayat böyle anları yaşadıkça daha güzel.








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder